The world is a dangerous place to live, not because of the people who are evil, but because of the people who don't do anything about it.EINSTEIN
Türkçesi:Dünya; kötülük yapanlar değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir.
Evet saygın dostlar;
Ne yazık ki islamın reset tuşu yeni keşfedilmiş gibi algılattırılıyor.
Oysa ki,bu reset tuşu ne yazık ki bilgisayarlarımızın reset tuşuna çok benziyor.
Nasıl ki beceriksiz(benimgibi)bilgisayar kullanıcıları ellerinden gelen(gelmeyen)yetenekelerini kullanmaya kalkınca bilgisayarları çöküyor ise,tıpkı inançlar konusunda da beceriksizler devreye girince herşey karışıyor.
Tabii ki salt inançlar değil,hemen her konuda ne yazık ki bilgi sahipleri değil,ahkam sahipleri yopluma yön vermeye çalışınca bu durum ortaya çıkıyor.
Hani elimizde öyle ya da böyle bir PC geçiyor ve biz biliyormuşçasına kurcalamay başlıyoruz.
İşte o zaman farkına dahi varmadan bazı virusler bulaşıyor ya da kendimiz sistemin çökmesine neden oluyoruz.
Lakin çöken bir sistemi ekonomik durumunuz yerinde ise başka bir sistemle değişebiliyorsunuz.
Ancak durum toplum ve insan olunca bu kadar basit ve ucuz olmuyor.
Üstelik çok pahalı ve sıkıntılı oluyor.
Tıpkı yeni TC kurulması çalışmaları gibi.
Özetle:
İkinci,üçüncü...vs.X'inci cumhuriyet çalışmaları o kadarda basit ve ucuz olmadığı anlaşıldığında iş işten geçmiş oluyor.
Şimdilerde yeni TC kimliği araştırılıyor.
Acaba araştırılan TC kimliği Türkiye Cumhuriyeti kimliğimidir?
Tabii ki hayır.
Yeni oluşturulmaya çalışılan TC kimliği harf olarak benzeşik olsa da anlam bakımından çok ama çok farklı ve uzaktır.
Yeni oluşturulmaya çalışılan TC kimliği ne yazık ki içerisinde Cumhuriyet anlamını hiç ama hiç taşımamaktadır.
Yeni TC kimliği tamamaen farklı bir açıyı içermektedir.
Bu yeni TC'nin açılımı şöyle gelişim göstermektedir.
Türban cumhuriyeti(TC)
Türkiye Cumhuriyeti anlamı ile uzaktan yakından hiçbir bağlantısı da ne yazık ki yoktur.
Ne ikinci cumhuriyetçilerin felsefi yaklaşımlarına,ne de bilmem kaçıncı cumhuriyetçilerin yaklaşımları ile hiçbir bağlantı teşkil etmemektedir.
Bu tamamen yeni bir açılımdır.
Özetleyecek olursak,birçok yazımda da belirttiğim üzere ABD'nin gizli bayrağı olan Türban Cumhuriyetidir.
Peki bu cumhuriyette TSK'nın yeri neresidir?
Bu önemli bir sorudur ve önemle üzerinde durulması gerekmektedir.
Öncelikle şunda anlaşalım.
TSK milletin emrinde,milletin içinden çıkmış,dünyanın başka hiçbir ordudusuna benzemeyen kendine özel bir durum arz eden bir kurum,kuruluştur.
Aziz milletimizin gözbebeğidir.
Türk milletinin tarih sahnesinden silinme çalışmalarına karşı en büyük güç,en büyük gurur kaynağımızıdr.
Ancak tüm bunlara rağmen,büyük Atatürk'ün de Nutuk'ta belirttiği üzere,Türk milletine her daim içten ve dıştan saldırılar olacaka ve olması kaçınılmazdır.
İşte burada sorulması gereken soru yinelenmelidir.
TSK,bölünmenin neresindedir?
Bu başlık ile bir yazı kaleme almış idim.Tekrarına ihtiyaç duymuyorum.
Dileyen bakabilir.
TSK BÖLÜNMENİN NERESİNDE?
http://ahmetdursun374.blogcu.com/4702342/
Biz şimdilerde başımıza musallat edilen Türban Cumhuriyeti ile uğraşmaktayız.
Peki neden?
İnsanlarımız aç,işsiz,yoksul vs...
Bu yoksulluk onların ne yazık ki umutlarını sömürebilenlere oy olarak dönüyor.
Yoksa baş ile,vs..ile kimsenin aslen ilgiside bilgiside yoktur.
Atatürk'ten bu yana istisnasız tamamı da bunların sebep olanlarıdır.
İşte Atatürk'ün son demlerini yaşamasının sırrı da budur.
Kömür,aç çadırları(adına değişik uydurmalar yapılabilen)gibi olgularla milleti sömürmeye,daha ötesi sessiz bıraktırılma operasyonları yapılmakta ve yönetim zaafiyeti ne yazık ki çıkarcılığın körleştirilmiş halini almaktadır.
Dilenmeye alıştırılan bir toplumdan ne beklersiniz?
Sadaka edebiyatını iyi yapan tabii ki böylece oy toplayacaktır.En iyi sadakayı kim verirse tüm dilenciler ona yönelmiyorlar mı?
İsterseniz bir deneyin.
Biraz yüksek para verin bir dilenciye ve birkaç kez aynı yerden geçin göreceksiniz ki sisin yolunuzu bekleyenlerin sayısı gün geçtikçe çoğalacaktır.
Ta ki siz artık sadaka vermekten vaz geçecek ya da veremeyecek duruma gelene kadar.
İşte bu bataklık kurutulmadıkça bu dilencilerde bitmeyecektir.
Nasıl kurutulacak derseniz de çok basit.
Yasalar önünde herkesin gerçekten eşit yargılanabilmesinin önünün açılmalıdır.
Yani dokunulmaz hiçbir kişi ve kurum olmaması şarttır.Zira dokunulamayacak tek unsur yüce Allah(cc)dür.Gayrisi dokunulmaz olamaz.Tartışılmaz olamaz.
Unutmayınız ki Osmanlı'nın çöküşüne sebep olan dokunulmaz sayısı,1850 ile 1900'lü yıllar arsında bir kaynağa göre 200 bin,başka bir kaynağa göre de 250 bin dir.
Çünkü teba değiliz,milletiz.Milletine hesap vermeyen hiçbir demokrasi düşünemiyorum.
Düşünsenize üniversite mezunları aç gezerken,oğullarının daha 15-21 yaşlarındaki ekonomi dehasını övünerek anlatan ve bundan nasıl ülke kaynaklarının kullanılması gerektiği dersinin çıkartılmasını anlatan yöneticilerimiz hiç utanç duyuyor mu?
Yani 15-21 yaş arasında olupta nasıl milyarlarca dolar tutarında iş yapabildikleriyle övünen yöneticilerimiz yok mu?
Bunlar akıllara durgunluktan da öte,milleti aptal yerine koymak değilmidir?
Yaklaşık milletin tamamına sadaka edebiyatını öğreteceksiniz,ancak kendi çocuklarınızın nasıl bir ekonomi dehası olduğunu da sıkılmadan anlatacaksınız?
Bu nedir?
Bataklık değilmidir?
AB/ABD neden sürekli fonlamaktadır?
Bu fonları kimler kullanmaktadır?
Nerede ve nasıl kullanmaktadır?
Bakınız:
AB,Türkiye'ye neden hibe dağıtıyor?http://ahmetdursun374.blogcu.com/6891591/
28 yıldır verdiğim vergiler dolaylı/direkt,nereye gitmektedir?
Hangi holding paronlarına vs..lere pompalanmaktadır?
Bunları tabii ki araştırmayalım....Neden?
Çünkü biz,baş ile kıç arasında sıkışmalaıyız.
Aksi halde bataklığın farkına bir varacak olursak bu kurbağalar nereden beslenecekler ki?
Yoksulluk dediğin ömrü söker,
Katranı kaynatsan ourmu şeker?
Aslı bozuk olan aslına çeker,
Aslı karademir,mücevher olmaz.diyor şair.(Sanırım ki Karacaoğlan olsa gerek)
Bir ilave daha.
Asıl azmaz,bal kokmaz
Koksa koksa yağ kokar,
Çünkü aslı ayrandır... diyor başka biri.
Şimdi aklımda değil son dizelerin sahibi,lakin bunlar yıllar evvel söylenmiş.
Biz hala uyumaya devem edelimde efendilerimizin huzurunu bozmayalım.
Ne malum bakarsınız bir operasyonda bize yaparlar.
Ülkenin altı dinamitlenmiş,ne zaman patlayacağı belli olmayan bir saatli bomba konmuş.Ancak bunu söylerseniz,yazarsanız suçlu olacaksınız.
Varmı böyle demokrasi,varmı böyle demokrasi havarileri?
Tabii ki var.
Hemde her dönemde var.
Neden söylemiyorsunuz bre yönetenler?
Ülkenin iç ve dış borç toplamı nedir?
Ben ne zaman ABD/AB ülkelerindeki insanların gelir düzeylerine yükseleceğim?
Nezaman benim yöneticilerimde beceriksizliklerinden dolayı yargılanacak?
Ne zaman sağlık,adalet,eğitim gibi devletin temel esaslarından bir teba olarak değil,bir vatandaş olarak faydalanacağım?
50 yaşıma geldim,ancak sizlerin 15-21 yaş aralığındaki çocuklarınız benden daha mı tecrubeli,daha mı akıllı ki milyarlarca dolarlık serveti yönetebiliyorlar?
Üstüne üstlük te devletime,milletime verdiğim hizmetlerin boyutları ile karşılaştırıldığımızda sizin çocuklarınız daha yolda yürümeyi öğrenmemiş iken ben bu devletime,milletime vergi veriyordum.
Öyleyse sizlerin bizlerden üstünlüğü nedir?
12 Eylül'den hemen öncesini hatırlıyorum.
Kenan Evren henüz ihtilal yapmamış idi.Bir otelin garsonu ile konuşmuş.
Sormuş garsona,nekadar ücret alıyorsun?
O zamanlar genel kurmay başkanı maaşının tam 3 katı aldığını öğrenmiş.
Küplere binmişti paşa hazretleri.
Çok iyi hatırlıyorum.
Her nekadar tek kanallı(ya da birkaç kanallı)olsa da izleme imkanımız var idi.
Vay demiş,nasıl olurda bir garson parçası benim 3 katım maaşı alır.
Hemen kolları sıvamış ve zamanın başbakanına"Biz neden bir garsondan daha az alıyoruz"diye sorduğu bazı yayın organlarında rivayet edilmiş idi.
Tabii ki bu işin saptırmacası idi.
Bunu biz biliyoruz.(Darbe için,ABD'nin izni olduğunu söyleyecek değildi ya)
Diyelim ki öyle.Peki sayın Evren hazretleri sorarım siz kaç yabancı dil biliyorsunuz?
Sanırım ki hiç.
Ancak kurmay olmak için özellikle de İngilizce'nin şart olduğunu sanıyorum.
Tıpkı Prof.olmak için gereken şart gibi.
İşte hak etmeden biryerlere gelen insanlar ne yazık ki ülkeyi uzun ama çok uzun yıllardır yönetmektedirler.
İşte bu keşmekeşin sonucu olarak ta ne yazık ki beğenmediğiniz,çarıklı olarak tanımladığınız kesim bir ihtilal yapmak üzeredir.
Bu ihtilal ne yazık ki,bilime,sanata,aydınlığa,islama,Atatürk'e,Cumhuriyete ve son olarakta Aziz ve asil Türk Milletine karşı yapılmakta olup,adına da ne yazık ki bilmem kaçıncı cumhuriyet dahi denemeyecektir.
Tek bir adı vardır bu cumhuriyetin.
Türban Cumhuriyeti.
Bu cumhuriyet ne yazık ki Türk milletini dünya üzerinden silme operasyonunun son ayağını temsil etmektedir.
Bu nedenle diyorum ki Türban Türk milletinin içinde bir Truva atı,bir İHANETTİR.
İşte tüm bunları dikkate alarak aziz Türk milletime sesleniyorum.
Türban nedir,ilk kez nerede kullanılmıştır,neden içimize sokulmaya çalışılmaktadır,bu millete düşmanlık yapan kimlerdir,nasıl düşmanlık yapmaktadır,nedenleri nedir bunları iyi bilmedikçe asla bu bataklıktan çıkamayacağız.
Lütfen dönüşü olamayan bir yola grimeyiniz.
Aksi halde sizin başlarınız örtülürken,örttürülürken asıl örtülen başka olaylar,olgular vardır.Bunları ne olur iyi inceleyiniz.
Bu milleti tarih sahnesinden silmek için içten ve dıştan asırlardır,dikkat ediniz yıllardır demiyorum,asırlardır uğraş verenlerin ekmeğine yağ sürmektesiniz.
Aziz milletim,seni dilenmeye,sadaka almaya razı edenlere hayır demelisin.
Sen,tarihin hiçbir döneminde sadaka almadın.
Sen,tarihin hiçbir döneminde haksızlık yapmadın.
Sen,tarihin hiçbir sayfasında onursuz,haysiyetsiz olmadın olamadın,olamazdın da.
Çünkü sen,Türk milleti olarak tarihe ışık tutmuş bir milletsin.
Seni özendirmeye çalıştırdıkları Avrupalı ne yazık ki akan suda banyo yapmayı,ineğin memesinden emmek yerine süt sağmayı,ezmek yerine haktan ve adaletten ayrılmamayı senden öğrendiler.
Bunu şimdilerde sana yutturma çabaları içindeler.
Kabul etmeseler de,inkar etseler de tarih bunu biliyor,bunu söylüyor.
Kadını değil ikinci sınıf görmek,Hakanları ile beraber karar verme mekanizmalarında yer veren ilk toplumsun.
Dünya senden çokşey öğrendi.
Şimdilerde sana öğretmeye kalktıkları yaklaşık herşeyin temeli senin atalarındır.
Ey Türk milleti!
Atalarına ihanet etmekten vazgeç.
Çünkü tarihin şan ve şerefle dolu bir milletsin.Bunu en iyi bilen yine senin düşmanlarındır.İşte bu nedenle içteki ve dıştaki düşmanlarına dikkat et.Gözü yaşlı analar yine senin milletinin anaları,sömürülen gençler yine senin milletinin gençleri,çocukların,evlatlarımız olmasın.
Sana son olarak şunu söylüyorum.
Tarihini bilmeyen milletler,başka milletlerin kölesi olmaya mahkumdurlar.
Araştır,incele,tarihinde,inançlarında başınıörtmek varmıdır?
Seni kurtaracak olan yegane şey başörtüsümüdür?
Eğer ki evet diyorsan diyecek hiçbirşey kalmamıştır.
O halde başını ört.Ancak başını önüne eğeceklerini asla unutma.
Bu milletin tek bir ocağı kalmadıkça,tek bir ferdi kalmadıkça dünya sahnesinden asla kimse silemeyecektir.
Bir Türk ölür,ancak eğilmez.
Bu duygusallık değil,hamaset(kahramanlık)edebiyatı değil bir gerçektir.Tarih bunu böyle söylüyor.
Ancak eğilmemk için,sadaka almamayı tekrar öğrenmelisin,evet zorlanacakısn tıpkı benim gibi,zor şartlarda yaşayacaksın,tıpkı atalarının yaşadığı gibi,ancak eğilmeyeceksin,bükülmeyeceksin.
Elbet kırılacaksın,ancak seni kırmak demek yok etmek demek değildir.Seni yok edecek tekşey yine senin neslindir.Türk'ü Türk'e kırdırmadıkça ne sen,ne de aziz milletimiz ebediyen yok olmayacaktır.Tüm dünya bunu biliyor ancak sen mi bilmiyorsun?
Neden geleneklerini başkalarının emirleri ile değiştiriyorsun?
Neden ananelerini başka milletlerin ananeleri ile değişime götürüyorsun?
Türk aile yapısının Avrupa'da nasıl özenti ile izlendiğini,örnek alındığını biliyormusun?
Peki neden?
Çünki adamlar itiraf ediyorlar.
"Yıllarır dışarıdan biz,içeriden de siz uğraştık,bu milleti yıkıp,yok edemedik,bunun sırrı nedir?"diye soruyorlar bilirmisin?
İşte bunun sırrını çözdüler.
Sır:
Türk aile yapısıdır.
Birzamanlar çocuklarınız ile arkadaş olun diyordu batılı dostalrımız(!)
Şimdilerde diyorlar ki,"Çocuklar arkadaş değil otorite arıyorlar,arkadaş olmak yanlış bir tutum imiş"diyorlar.
Peki bunu nereden anladılar dersin?
Tabii ki Türk aile yapısından.
Dikkat ediniz Arap,İslam anlayışından demiyorum,Türk,İslam anlayışından diyorum.(Not:Bazılarının anladığı manadaki Türk-İslam sentezinden bahsetmediğimi özellikle belirtirim)
Yıllarıdr seni araştırıyorlar.
Yıllardır seni izliyorlar.Hala seni anlamaya çalışıyorlar.
Peki ya sen ne yapıyorsun?
Ya bazı yöneticilerinin isteği ile Avrupalıya özeniyorsun,ya da Arap alemine özendiriliyorsun.
Oysa ki Atatürk ve Türk milleti,Çanakkale'de destanlar yaratmasa idi hiç düşünüyormusun ki şimdilerde kutsal mekanlar kimin elindeydi?
Öyle ise dikkat et.
Atatürk'e neden düşman olmaktadırlar?
Türk milletine neden düşman olmaktadırlar iyi anla.
Tarihini başkalarından değil,kompleksli duygularla değil,gerçeklerle öğren ve öğret.
Senin tarihini sana koz olarak kullanmak için türlü türlü entrikalar yaratmaktadırlar.Buna da toplumda saygın konuma gelen birçok insanı da alet etmekten kaçınmamaktadırlar.
Ör:Bir Cemal Kutay'ı nasıl kullandıklarını görelim.
Cemal Kutay’in ‘Ataturk’un kendi elyazisi,’diyerek yayimladigi bir yazi, buyuk bir hizla kislalara, okullara, emniyet mudurluklerinin girisine asiliyor.
Cikardigi derginin kapagina “Turk aleminin en buyuk dusmani komunistliktir!Her goruldüğü yerde ezilmelidir! K. Ataturk” yazisini basiyor.
Peki neden?
Kimin emri ile yapıyor?
Gerçekten böyle bir yazı varmıdır?
Hepsi bu mu?Dahası da var elbette.
İsmet Bozdag’in bir uydurmasi var. 1998’de yayimlanan “Ataturk’un Avrasya Devleti” adli kitabinda Bozdağ, Amerika’nin o yillarda Turkiye’ye gorev olarak verdigi Turk Birligi’ne uygun bir Ataturk uyduruyor. Daha sonra da, bu uydurmasini Ataturk’un Gizli Vasiyeti diyerek pekistirmeye cabaliyor.
Detayları merak ediyorsan işte sana diğer detaylar.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/1726242/
Peki başka yokmu?
Afgan halkinin ozgurlugune ve kalkinmasina katkida bulunmasinin, Ataturk'un bize bir vasiyetidir,” söyleminin altında yatanlar neydi?
Aytunc Altindal’in 10 Kasim 2004 gunlu Akşam gazetesinde Atatürk’ün Gizli Vasiyeti diyerek Hilafeti savunmasi da bu baglamda anlamlidir.
Şimdilerde Atatürk'ün gizli vasiyetleri dolaştırılmaktadır.Tıpkı 1958'de Menderes'in hazin sonunu hazırlayan bu vasiyetin söylendiği gibi.
Amerika yillardir Hilafetin kurulmasini istiyor.Ama neden istiyor?
Hatırlayınız Lozan'ı kabul etmeyen devlet kimdir?Tabii ki ABD'dir.
Bu satırları dikkatle okuyunuz.
ABD’nin İslam’ı değiştirme projesine kimleri gönüllü figüran, kimileri ise seyircisi oldu.
Başbakan A. Menderes T.C. Anayasasından LAİKLİK yerine DİN devleti ibaresi koyalım diyecek kadar ileri gitti! Kontrolden çıkartılan Laik Cumhuriyet'in başbakanı 5 Haziran 1952'de İstanbul'da patrikhaneye gitti ve Mavri Mira'nın kurucusu Athenogoras'ın elini öptü. Artık öpülecek el, patriğin eliydi. Başbakan ile aynı cephede yer alan Saidi Kürdi'de çok geçmeden patriği 1953 yılında ziyaret etti. Saidi Kürdi'nin patrikhane ziyareti sonrası, "patrik hazretlerini İslam ilahiyatı konusunda ikna" ettiği söylenir. Ama bu patriğin ülke topraklarındaki emellerinden vazgeçip vazgeçmediğinden hiç sözü edilmez... Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve vatandaşları din eksenli bir oyalama ve aldatmacanın içerisine itilmiştir. Saidi Kürdi, o dönemlerde açık açık "ölmüş gitmiş, dünyadan ve hükümetten alakası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel bir Hadis-i Şerif'in ihbariyle Kur'an'a zararlı bir adam çıkacak demiştim. Sonra Mustafa Kemal'in o adam olduğunu zaman gösterdi."diyebilmiştir. Kürt Said daha da ileri giderek, "Atatürk'ün Nur Risalelerinin tokadı sonucu öldüğü" söylemiştir. DEMİREL ise "Said Nursi büyük alimdir. Büyük alim değildir diyenin alnını karışılarım" sözleri unutulmamıştır... Öyle ki, bu gelişmeler sonucu, AKP'den Antalya Belediye Başkanı olan Menderes Mehmet Tevfik TÜREL'in babası Suphi Neşet TÜREL tarafından çıkartılan İLERİ gazetesi ise 12 Nisan 1957 tarihinde "Üstad Bediüzzaman'ın uğurlu elleriyle yani bir camiin temeli atıldı. Üstad Bediüzzaman Said Nursi 3. Eğitim Tümeni Camiine harç koydu..." haberini yaptı... (Resmi ekte !!!)
DEMİREL incilerini dökmeye devam etti... Türk Millettin aklını, Nurcuların ise oyunu almak için,"Atatürk'ün kurduğu devlet, laik devlet değildir. İslam devletidir", dedi. DEMİREL gibi politikacıların konuşmasını kolaylaştıran İsmet İNÖNÜ ise 1963 yılında Laik Türkiye Cumhuriyeti'ni tanınmaz hale nasıl getirdiğinin farkına varmıştı.
Ve dedi ki;.........
Devamı alttaki adrestedir.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/1758198/
Şimdi bunları birleştiriniz.
Özetle:
İlk Türban nerede kullanıldı bilmiyorsan bak öğren,http://ahmetdursun374.blogcu.com/6931271/
aksi halde seni kullanmaya devem edecekler.
Kur'an'da başörtüsü varmı yokmu,bilmiyorsan öğren,http://ahmetdursun374.blogcu.com/4261500/
Laiklik nedir bilmiyorsan öğren,http://ahmetdursun374.blogcu.com/2625490/ sonuçta bilmemek ayıpta değildir.
Ancak öğrenmemek ve öğrenmeden itaat etmek,kendine veli,şıh,şeyh edinmek suçtur,günahtır.
Bunu ben söylemiyorum.
İnandığımız kaynak yüce Kur'an söylüyor.Bak:Zümer/3 söylüyor.
Diğer detaylar için alttaki adreslere bakınız.
Son söz:
İslamın reset tuşu TÜRBAN dır.Bu tuşa sakın bastırmayınız......
Aksi halde inandığınız Kur'an yerine ABD'ni yeni Kur'an'ı FURKAN'ı okumaya başlayacaksınız.Saygı ile.
Ahmet Dursun