Abbasiler Dönemi
İlk zamanlar Abbas soyunun adı pek duyulmaz. Meşruiyete dönük eylemleri, Ali soyu adına yapılır. Ali oğlu Hüseyin'den sonra, Muhtar'ın İranli Me va liye dayalı ayaklanmasını, yie Küfe'de 740'da Hüseyin oğlu Zeyd'in ve Ali'nin kardeşi Cafer'in oğlu Abdullah'ın ayaklanmaları izler. Zeyd ayaklanması bastırlırsa da, Küfe'den İran'a atlayan Abdullah ayaklanması Ahvaz ve Kirman'da 746-750 yılları arasında sürer. Ayaklanmalar ayaklanmaları, kıyımlar kıyımları izler. Ayaklanmalar giderek Horasan'a yayılır. 746'da Muhammed bin Ali'nin oğlu İbrahim, Ebu Müslim'i Horasan'a yönetici olarak atar. Ebu Müslim Horasan'da çok itibar görür. İnsanları örgütleme kapasitesi yüksek olan biridir ve arkasına çok insanı takmıştır. Ebu Müslim bütün Emevi düşmanlarını birleştirir, ve 747'de isyan bayrağını açar ve aynı yıl Merv'e girer. Emevi ordularını yenilgiye uğratıp son Emevi Halifesi Mervan'ı ve ordusunu mağlup eder. Mervan yakalanmış ve yanındakilerle beraber idam edilmiştir. Öldürülecek Emevi kalmayınca sıra Abbasilerle Ali soyundakilerin çatışmasına ve yeni savaşlara gelmiştir.
Geçmişte yapılanları unutup Abbasi devrimine umut bağlayan Buhara halkı, herşeyin eskisi olduğunu anlayınca bu sefer Abbasilere karşı ayaklanır. Ayaklananlar şehrin fakirleridir, şehrin zenginleri Abbasilerden yana tavır alırlar. Ayaklanma bastırılır sağ kalanlar, şehrin kapısında asılırlar. Aynı durum Semerkant şehrinde de tekrarlanır.
751 yılında Çinliler ile Müslümanlar arasında bir savaş olur. Her iki tarafta da Türk askerleri mevcuttur.Göktürk kökenli Toharistan Yabgusu, Kaşmir egemenleri ve Kabul'deki Türk Şahi Soyu Çinlilerden yana, Taşkent Tudunu'nun oğlu da Abbasilerden yana tavır alırlar. Karluk Türklerinin Abbasilerden yana savaşa katılmalarıyla Çinliler yenilgiye uğrarlar. Bu yenilgi Orta Asya'da dönüm noktasını oluşturur. Çin'in Batı Türkistan'a doğru ilerlemesi durdurulur. Bu savaş aynı zamanda Türk Tarihin akışını da degiştirmiştir. Çinliler bu yenilgiden sonra Orta Asya egemenliğini Araplara bırakmışlardır. Eğer savaştan Araplar ve müslümanlar yenik çıksalardı, bugün müslüman olan bazı Türk kavimleri belkide Budist olmuş olacaklardı. Ancak bu savaştan sonra Türklerin islama yöneldiğini söylemek doğru olmaz. Samanoğlu devleti kurulana kadar bu mücadele devam eder.
Ebu Müslim, öldürülmesinden sonra, Müslümanlığı kabul etmiş gibi görünen Horasanlılar ve Türkler nezdinde resmi islama karşı bir efsaneye dönüşür. Kısa zaman önce kendilerini öldüren Ebu Müslim, Mevali halklar elinde bu kez resmi islama karşı mücadelenin bayrağı olur. Ebu Müslim'de bir Mevali dir.
İran'da Sinbad, Güney Türkistan'da Türk İshak ve El-Mukanna gibi eski Ebu Müslim kadroları ayaklanırlar ve geniş destek bulurlar. Sinbad, Ebu Müslimin kanının davası için Mazdek yanlıları, Zerdüştler ve Şiilerle birlikte Nişapur'da ayaklanır. Ama sonunda yenilirler. Ayaklanma bastırılsa dahi, eylemler devam eder. 776'da Ebu Müslimin yanında çalışmış biri isyan eder. El-Mukanna bozkır Türklerini kazanmıştır. Abbasi devriminde, Ebu Müslim'in öldürülmesiyle Arap ve Arap olmayanlar yine karşı karşıya gelmişlerdir. Abbasi döneminde de islamın işgalci tutumu devam eder. Abbasiler Türklere karşı Surlar dahi inşa etmeye başlarlar. Bunun yanısıra, Türk akınlarına karşı, „ribat" denilen binlerce berkitilmiş yer yapılır. Karakurum Türklerine karşı yüzlerce ribatlar yapılır. Abbasi valileri, Hazar Denizinin güney batısında, Dağıstan bölgesinde Sasanilerin Şol Türklerine karşı yaptıkları gibi kaleler inşa ederler. Kısaca Türkler öz yurtlarını Araplara dar ederler.
İslam Ordularındaki Köle Türk Komutanlar
Ancak bu zamandan sonra Türkler artık islam için savaşmaya başlarlar. Türk kökenli askerler ve Komutanlar islam ordusunun belkemiğini oluşturur. Afşin, Boga el-Kebir, Boga es-Sagir, İnak, Ahmet bin Tolun, Raşit el-Türki, Aşnas, Vasıf, Hakan Urtuc, Alp Tekin, Togaç, Aybek, Besasiri gibi Türk kökenli komutanlar islam ordularının başına geçerler. Türk kökenliler içersinde en tanınmışları Afşin'dir. Usrusana Aşiretinden olan bu kişi kendi halkına ve ailesine ihanetle Araplara kaçar. Kıptilere ve Türklere karşı kıyımlar yapan bu kişi, daha sonra Bizans üzerine de sefere çıkar. 837'de Azerbaycan'da bir ayaklanmayı kanlı şekilde bastırır. Babeki yakalayıp Valiye getirir ve Babek baş eğmediği için işkenceyle vali Mu'tasım tarafından öldürtülür. Afşin'in de sonu kötü olur. Kendisi Lejyon komutanı Türk İnak tarafinda öldürülür.
Bu arada Türk komutanlar kölelikten hükümdarlığa doğru kariyer yaparlar. 868'de kurulan Tolunoğulları hükümdarlığı egemenliklerini 905 yılına kadar sürdürürler. 933'de Türk kökenli Suriye valisi Tugaç'ın oğlu İgşid bağımsızlığını ilan eder. İgşidoğulları devleti 969'da Fatimiler tarafından yıkılır. Diğer bir köle devleti ise Memlükler (Kölemenler) dir. 1205'de Aybey'in ayaklanıp Mısır'a el koymasıyla kuruldu. Irkdaşları Moğollarla birlikte Abbasilere karşı savaşmışlardır. 1380 yılında kendileri gibi köle olan Çerkez Memlükler tarafından egemenliklerine son verilir.
Samani devletinde komutan olan Alp Tekin 961 yılında darbe yapar ve Gazne'de Gazneliler devletinin temelini atar. Bu devletin egemenliıine, yine bir Türk hükümdarlığı olan Selçuklular 1040 yılında Dandanakan'da son verirler.
Hazar Denizi Yöreleri
İ.S. 637 yıllarında Araplar İran'a girdiler. Bu sırada Batı Türk İmparatorluğu da parçalanarak Kabilelere bölünmüştü. 640'lı yılların başında Müslümanlar, İran'ı, Suriye'yi, Mezopotamya'yı, Mısır'ı zaptetmişlerdi. İyaz Bin Ganem, Ahlat'ı daha sonrada Arzen şehirlerini aldı. Bu tarihte Ermenistan Rumların elindeydi. İmparator Herakliyus'un oğlu Vali Sempat, istilaya uğramamak için Halifeye vergi ödemeyi kabul etti (644). Hazarlara ilk saldırılıar Halife Osman zamanında olur. 642-652 yılları arasında Araplar, çoğu kez Hazar topraklarına akınlar düzenlediler. İlk büyük savaş 652 yılında oldu. Emevi Halifesi Abdülmelik, 699'da Erzurum ve Erzincan'ı almasına karşın Ermenistan tam anlamıyla Arapların eline geçmemişti. Bu durumda Hazarlar'da saldırılara duyarlı olmuş ve Araplara karşı Ermenistanla ittifak sağlamışlardı. 705'de halife olan Yezid, kardeşi Abdülmelik'i 708'de Hazar topraklarının işgali için görevlendirir.
710'da tekrar işgale hazırlanır. 714'de Araplar Bab el-Abvab' a kadar ilerlerler.
Araplar Istanbul'u ele geçirmek için sefere çıkarlar. İşgal güçlerinin azatılmasından dolayı Hazar Türkleri 717'de karşı saldırıya geçerler, Arapları Azerbeycan ve Ermenistandan çıkarırlar. Bunu üzerine Halife ll.Ömer, büyük bir Orduyu Türkler üzerine yollar ve bu ordu Türkleri yenerler. 722'de Türkler yeniden karşı saldırıya geçerler, Kıpçaklardan ve diğer Türk boylarından yardım alan Hazar Türkleri Arapları mağlup ederler. Daha sonra Cerah bin Abdullah, Ermenistan valisi olarak atanır ve büyük bir orduyla Hazarlar üzerine yürür. Bunun üzerine Hazar Meliki Derbent şehrine geri çekilir. Daha sonra Türkleri Belencere' e kadar takip eden Cerah bu savaştan galip çıktı. 723'de Türkler, 724'de Araplar saldırıya geçerler. Daha sonra Türkler Cerah'ı ve ordusunu sıkıştırdılar, yapılan savaşta Cerah öldürüldü. Bunun üzerine Said bin Amr komutasında büyük bir Müslüman ordusu intikam için Hazar topraklarına girdiler. Said daha sonra Berzend'de Hakanın oğlu Nacil'i yendi.
Daha sonra yeniden Vali olan Mesleme bin Abdülmelik, ilk iş olarak Şirvan'daki Dahderan kalesini kuşattı ve teslim olmalarına rağmen Türkleri öldürttü. Bundan sonra Mesleme Bab el Abvab'a yöneldi. Yol boyunca tüm şehir ve kaleleri ele geçirdi ve Belencer'e yola çıktı. Semender'de Hakan ile karşılaşan Mesleme yapılan savaşta, sınırsız ganimet elde etti.
733'de Mesleme'nin yerine Mervan bin Muhammed vali olarak atandı. Mervan Hazar Türkleri üzerine sefere çıkar ve bir dizi şehirleri ele geçirir. 737 yılında Mervan 150 000 kişilik bir ordu ile Kür nehri üzerinden Kasah şehri üzerinden Semender'e gelir. İkinci bir ordusu ise Daryal geçidi üzerinden Hazar'a girerler ve Türkleri gafil avlarlar. Hazar Türkleri geri çekilirler. Mervan İtil şehrine doğru hareker edip önüne gelen şehirleri almaya başladı. Hazar Hakanı İdil nehrinin kuzeyine çekilip, başkumandanı Hazar Turhan komutasındaki 40'000 kişilik bir orduyu Mervan üzerine gönderdi. Ancak Türkler bu savaştan da yenik çıktılar. Hakan bu savaş sonunda Müslüman olmayı kabul etti.
Hazar Türklerine müslümanlığı kılıç zoruyla kabul ettiren Mervan, islam topraklarında patlak veren Abbasi isyanlarını bastırmak için başkomutanlık misyonunu üstlendi. 740'li yıllardaki gelişmeler Hazarların müslümanlık kurtulmaları için bir fırsat oluşturur. Hazar yaptıkları araştırmalar sonucu Yahudiliği resmi din olarak seçerler. 762 yılına kadar Hazarlar sukunet içinde yaşarlar. Araplardan yana rahat bırakılan Hazarlar Azerbeycan'a ve daha Güneye saldırmaya başladilar. 764' de Tiflis'i ele geçirdiler. 799'da Ermenistan'a girdiler. Ancak Halife Harun Reşid'in komutanı Yezid Hazarları geri atmayı başardı. Daha sonra Derbend geçidi dolayısıyla Azerbeycan ve Ermenistan Arapların elinde kaldı. Hazarlar ise İdil boyunda kalmak zorunda kalmışlardı.
Dikkat edilmesi gereken nokta, Hazarların 740'dan itibaren Yahudiliği din olarak seçmeleridir. (Bu konu ile ilgili Yazar Kevin Alan Brook'un kıtabını okumanızı tavsiye ederim)
8.Yüzyılın başlarında Hazarlar iki büyük gücün etkisi altındaydı. Bir yanda Hristiyanlık diğer yanda Müslümanlık. Her iki kesimin ideolojik doktrinleri, klasik kuvvet ve propaganda politikaları vardı. İkna ve fetih yollarıyla inançlarının yayılmasına çalısıyorlardı. Hazar İmparatorluğu bu iki güce boy ölçüstürecek konumdaydı. Kendi bağımsızlıklarının tek yolu, ne hristıyanlığı ne de müslümanlığı kabul etmeyerek kendi yaşamlarını sürdürmekti. Çünkü bu inançlar ya Doğu Roma İmparatorluğunun ya da Halife'nin boyunduruğu altına geçmek demekti.
Hazar Sarayının din değiştirmesi tabii ki siyasal nedenlere dayanıyordu. Ama gerçekte Hazarlar gerek Bizanstan kaçan Yahudi topluluğu ve Araplardan kaçan Yahudi toplulukları ile gerekse onların inaçlarıyla aşağı yukarı yüzyıldan beri ilişki içindeydi.
Arap saldırılarıyla başlayan Hazar Türklerinin acılı tarihi, 965'de Rus saldırılarında yenilmeleri ile devam edecekti.
Ruslardan sonra bu kezde sahneye Cengiz Han çıkacaktı. Cengiz Hanın Altınordu Devletinin başkentini Hazar topraklarında kurması, buradakı Yahudi Türklerin Batı ve Orta Avrupaya doğru göç etmelerini gerektireckti.
751 Talas savaşında Çin yenilgisi, Orta Asya'da önemli bir nokta oluşturur. Batı Türkistan'a doğru Çin'in ilerlemesi son bulur. Bu savaşın en önemli etkilerinden biri de; Türk tarihinin akışının değişmesi olmuştur. Çin ordularının savaştan yenik çıkması Orta Asya egemenliğinin Araplara birakılması olayını getirmiştir. Eğer bu savaşta Araplar yenik olarak çıksaydı, bugün Orta Asya'daki Türkler belkide Budist dinine mensup olmuş olacaklardı.
Türklerin Araplara karşı girişimleri
Tüm işgal ve saldırılarına karşı Türkler Araplara karşı muntazam direniyorlardı. O sıralar Tohoristan, Buhara, Taşkent, Fergana Araplara bağımlı olmuşlardı. Göktürk boylarını egemenliğinde birleştiren Türgiş Kağanı Sulu, 720'deki Soğd ayaklanmasında Araplara karşı Komutanı Kül-çur (Bağa Tarkan) komutasında asker yollar. 734'de Cüneyt'in ölümüyle Türk Yurtlarındaki Müslüman nüfuzu kırılır. 737 yılı Türgiş (Türkeş) hakanının ilerleme yılı olur. Sulu Kağan 736'da Çin'e, 737'de Araplara yenilince Türk Boyları ayaklanırlar. Bir Boy Beyi olan Bağa Tarkan, Sulu'yu öldürür. Sulu Kağan'in öldürülmesi kargaşayı daha da arttırır. Sarı Türgiş ile Kara Türgiş boyları birbirleriyle savaşır. Bağa Tarkan ve bir çok Onok Beyleri bu iç sorunlar nedeniyle Çin'e bağımlılık için başvururlar.
Sulu Kağan'ın ölümünden sonra Türkler bir daha toparlanamazlar. Güney Türkistan'ın Arapların eline geçmesini engelleyecek en önemli neden ortadan kalkmış oluyordu. Öncelikle yerel Dihkamlar Araplarla işbirliğine giriştiler. Bu Arap'ın Türkle dinsel bağ kurmasını ve onu barışçıl yolla asimile etmesini kolaylaştırdı.
Hazar Yurtları
Kafkaslarda Arap Ordularını durdurabilecek olanlar Hazar Türkleriydi. Bu Hazar Türklerinin göçebe-savaşçı yapısından kaynaklanıyordu. 642'de başlayan Arap istila ve akınlari 800 lü yılların başında halen daha devam ediyordu. Tarihte daha sonra Yahudiliği din olarak seçen Hazar Türklerinin Arap istilalarına karşı Ermenilerle ve Rumlarla müteffik olduklarını görebiliyoruz.
640'da Kürdistan'ı fehteden İyaz Bin Ganem, Bitlis üzerinden Ahlat'ı daha sonra Arzen şehrini zaptemiş ve her aileyi yıllık 1000 Dinar ödemeye mahhkum etmişti.
644'de Ermenistan Rumların yönetimindeydi. Vali Sempat, yeni bir istilaya uğramamak için ağır bir vergi ödemeyi kabul etti ve Halife Ömer'e bağlandı. Hazar yurtlarına ilk akınlar Halife Osman zamanına rastlar. Hazarlar bu tarihlerde Arap istilalarına karşı Bizanslılarla ittifak içindedirler. Araplarda ilerleyerek Kafkas sınırlarına dayanmışlardı. 642 ile 652 yılları arasında Araplar çoğu kez Derbent'den geçerek Hazar Topraklarına girdiler ama her defasında geri çekilmek zorunda kaldılar. 699 yılında Emevi Halifesi Abdülmelik'in Erzrum ve Erzincan'ı Rumlardan almasına kadar Ermenistan, Arap ve Rum yönetimleri arasında kalıyordu. Hazarlar bu savaşlarda açıkça Ermenilerden yana tavır alıyorlardı.
708'de Halife Yezid, kardeşi Mesleme Bin Abdülmelik'i Hazar topraklarını işgal için görevlendirir ancak Mesleme kalıcı bir başarı elde edemez. 714'e kadar yoğun şekilde süren bu akınlarda Araplar Derbent'i ele geçirdiler. 717'de Türkler Azerbeycan ve Ermenistan'ı tekrar ele geçirdiler. Bunun üzerine Halife II. Ömer Hatim Bin Numan komutasında büyük bir ordu ile karşı saldırıya geçer ve Türkleri yener. Hazarlar 722'de tekrar karşı saldırıya geçerler. Yeni Halife Yezid Bin Abdülmelik, yeni bir Arap ordusunu Hazarlar üzerine gönderir. Kıpçaklar ve diğer Türk Boylarından yardım alan Hazarlar Arapları ağır bir yenilgiye uğratırlar. Daha sonra tekrar Araplar başarılar elde ederler. 724'de Hazarlar Arapları ağır bir yenilgiye uğrattılar. Daha sonraki Arap saldırısında Berzend'de Hakan'ın oğlu Nacil yenildi ve öldürüldü. Arap komutanı Mesleme, Şirvan'daki Dahderan Kalesini kuşattı, Türklerin teslim olmalarına rağmen kimseyi sağ bıraktırmadı. Daha sonra Belencer üzerine yürüdü. 737'de Halife Mervan, Hazarları yendi. Hazar Kağanı barış istedi, Mervan, Hazarların Müslüman olmalarını şart koştu ve Hakan'da bu şartı kabul etti.
Ancak Hazar Türklerine kılıç zoruyla kabul ettirilen müslümanlık uzun sürmemiştir. 740'li yıllardaki Arapların kendi içlerindeki gelişmeler Hazarların müslümanlıkdan çıkmalarına olanak sağlamıştır. Yaptıkları araştırmalar sonucu Hazarlar din olarak Yahudiliği seçerler. Kendi içlerindeki sorunlar yüzünden Araplar 962'ye kadar Hazarlara akın düzenlemediler.
Hazar Türkleri, bir yanda Hiristiyanlık diğer yanda da Müslümanlık arasında kalmıştı. Bu iki inanışda fikirlerini fetih ve ikna yollarıyla yaymaya çalışıyorlardı. Bu iki büyük kuvvet arasında üçüncü bir kuvvet olarak Hazar Türkleri geliyordu. Hazarlara göre bağımsızlığın yolu ne Hiristiyanlık ne de Müslümanlıkdan geçiyordu. Hazar Türklerinin yahudiliği seçmeleri tabii ki siyasal nedenlerden kaynaklanıyordu. Bu yüzden Hırıstiyan ve Müslümanlardan kaçan Yahudiler Hazarlara sığınıyorlardı. Hazar Türkleri 965'de Ruslara yenildiler. Hazar Türklerini ortadan kaldiracak darbeyi ise Cengiz Han vuracakti. Cengiz Han, Altinordu Devletinin baskentini Hazar topraklarinda kurmakla Hazarlarin yikimlarinin kalici olmasini sagladi. Tüm bu olanlar daha sonra Yahudi Hazar Türklerinin Macaristan, Polonya, Almanya ve diger Avrupa ülkelerine göç etmelerini gerektirecekti. Yüzyillar sonra bu Hazar Türkleri yüzbinlercesi Hitler Fasizmi altinda öldürüleceklerdi.
İslamiyet, Arap Milliyetçiliği, Arap Yayılmacılığı
Aslında islamiyet, Arap yayılmacılığı ve Arap Milliyetçiliğinin diğer bir tanımı olmuştur. İslamiyet Araplar için indirilmiş bir Din olmuştur. Nitekim Kur'an'da Hz. Muhammed şöyle der: " Arapları sevmek şu nedenlerden dolayı zorunludur. Çünkü ben bir Arap'ım, çünkü Kur'an arapça inmiştir, çünkü Cennet sakinleri arapça konuşurlar. Arapları seven beni seviyor demektir, Araplardan nefret eden, benden neftret ediyor demektir, Arapları sevmek iman sahibi olmak demektir. İnsanlığın en mükemmel ve yüce olanı Araplardır. Arapların en yüce olanı Kureyşlilerdir. Kureyşlilerin en yücesi Beni Haşim Kabilesidir." d er.
İslamiyet, Yahudi Dininden alınmışların yanı sıra, bütünüyle Arap gelenek ve göreneklerine göre biçimlendirilmiş, diğer Kavimlerin yapı ve karakterlerine uyumsuz, ancak kılıç zoru ile, Cennet düşleri ve Cehennem korkusuyla benimsettirelilebilecek geleneklerdir.
Diğer yandan Arapların kendi içinde, Hz.Muhammed'in ölümünden sonra başlayarak süren dinsel-mezhepsel ve siyasal kavga günümüzde de halen devam etmektedir. |